Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA Ticaret Borsası'nca (ATB) öncülüğünde Türkiye'nin yöresel ürünlerini buluşturan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 22-26 Nisan tarihleri arasında ANFAŞ Fuar Merkezi'nde düzenleniyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde ATB tarafından bu yıl 17'incisi Türkiye genelindeki tüm oda ve borsaların desteğiyle düzenlenecek YÖREX'in tanıtım toplantısı, ATB Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, ATB yönetimi, AGC Başkanı İdris Taş ve basın mensuplarının katılımıyla yapıldı.
'SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR?'
2008 yılında Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizde TOBB'un 'Kriz varsa çare de var' kampanyasını hatırlatan ATB Başkanı Ali Çandır, “O dönem ekibimizle birlikte, 'Raflarımızı yabancılar istila etti. Bize ait olanları tüketmek yerine yabancıların ürettiklerini tüketiyoruz. Bu tüketim böyle olunca üretimden vazgeçtik. Kırsalda insanlar boşaldı. Kadınlar işsiz, gençler işsiz. Kırsalda ekonomik hayat durgunluğa doğru gidiyor' diye kampanyaya biz de 14 bin yıllık Anadolu'nun birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünlerini tekrar hayata geçirmek için çok sevdiğim ve herkes tarafından çok sevilen ve merak uyandıran soruyu sorarak yola çıkmıştık. 'Sizin oraların nesi meşhur' diye. O soruyla, o merakla birlikte Türkiye'nin bu yöresel ürün zenginliğini hep birlikte keşfettik. Binlerce yıldan süzülüp gelen, onlarca medeniyetin damıtıldığı el emeği, göz nuru ürünlerin aslında müthiş bir sermaye ve zenginlik olduğunu bir kez daha keşfettik ve o gün harekete geçtik" dedi.
COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYISI 1832'YE ÇIKTI
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 367 oda ve borsanın destekleriyle kıyıda köşede kalmış ürünleri Antalya'da vitrine çıkardıklarını belirten Çandır, “Dünyadaki gelişmeleri izlediğimizde coğrafi işaretleme sistemini, aslında var olanı biz tekrar keşfettik. O gün 109 tane coğrafi işaretli olan ürün sayımızı 1832'ye taşıdık. Yine dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği'nde tescillerimize de başladık. Şu anda 46 ürünümüz AB'de tescillendi. 40 ürünümüz bekliyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen, Türk kahvesi de TOBB tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi. Çok yol katettik diye düşünebiliriz ama bizim hayallerimizin çok gerisindeyiz şu anda. Çünkü coğrafi işaretler sistemiyle ilgili yönetişim sisteminin denetlemesinin ve taklidin önüne geçmek için almamız gereken çok yol var" diye konuştu.
KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ ÜRÜNLER
Coğrafi işaretli yöresel ürünlerin hakkını, hukukunu koruyacak ve geliştirecek işleri ortaya çıkarmak için yoğun çalıştıklarını anlatan Çandır, “Bir anlamda bu çaba bir ustanın ölmesiyle kaybolan bir ürünü ya da bir neslin yok olmasıyla kaybolan geleneği ortaya çıkarma çabasıdır. Anadolu onlarca medeniyetten gelen birikimiyle müthiş bir zenginliği bize sunuyor. Biz bu fuarla kıyıda, köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş birçok ürünün tekrar ekonomiye kazandırıldığını görüyoruz. Birçok kadın kooperatifimiz, birçok işletmemiz bu ürünleri tekrar üretmeye başladı. Bu farkındalık gerek üretici kesiminde gerek tüketici kesiminde önemli ölçüde yol aldı. Yöresel bir ürünün ya organik, ya organiğe yakın geleneksel yöntemlerle üretildiğini bildiğimiz için daha da güvenle tüketiyoruz. Antalya bu konuda merkez oldu" dedi.
ANTALYA'NIN 182 ÜRÜNÜ SIRADA BEKLİYOR
Antalya'da 2010 yılında Finike portakalı ve Döşemealtı halısı olarak iki tane coğrafi işaretli ürün olduğunu söyleyen Çandır, “Şu anda 20 ürünümüz coğrafi işaretli. Yine sayın valimizin yoğun çabasıyla bütün kurumların harekete geçmesiyle 182 ürünümüzün başvurusu yapıldı. Onlar da tescillenmek için sıra bekliyor. Ama coğrafi işaretler meselesinin merkezi Antalya oldu diyebiliriz. Bu konuda çok yoğun çalışmalarımız var" diye konuştu.
ANADOLU'NUN KOKUSU
Antalya'nın bir başka özelliğinin de hem dünyadan hem Türkiye'den çok değişik illerden gelen insanlar olduğunu anlatan Çandır, “YÖREX'i gezerken hep hissettiğimiz, Anadolu kokusunun yanında insanların merakıydı. Birçok insan şu ya da bu sebepten, isteyerek ya da istemeden göç etmiş buraya. Çocukları olmuş, çocukları memleketi görmemiş. YÖREX'te gezerken memleketini anlatıyorlar. Diyor ki 'Benim dedem bunu yapardı, benim ninem bunu yapardı, bu çorbayı benim annem yapardı' diye. Bir anlamda da memleket hasretini gideren bir havası var" dedi.
13 FUAR, 2,5 MİLYON ZİYARETÇİ
'Sizin oraların nesi meşhur' diye sorulmaya başladığından beri 13 fuar yaptıklarını belirten Çandır, “13 fuarımıza 5 bin değişik katılımcı katıldı. 2,5 milyonun üzerinde insan fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin KKTC ile beraber ürünlerini bu platformlarda insanlarımızla tanıştırdık. 2009'da 109 olan coğrafi işaretli ürün sayımız bugün 1832'ye ulaştı. Avrupa Birliği'nde tescillerimizi aldık. Kısaca aslında söylemem gerekirse bu uzun gibi görünen kısa çalışma periyodunda birtakım gerçekleşmeleri yaşadık. Dünyadaki 200 milyar dolarlık pastadan payımızı almak için daha çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz" diye konuştu.
AÇILIŞ 22 NİSAN'DA, 'ÇOCUKLARINIZI GETİRİN'
Bu yılki fuarın 22 Nisan'da TOBB Başkanı Rifat Hisarcıkloğlu'nun katılımıyla açılacağını ve Anadolu Ateşi gösterisi olacağını belirten Çandır, “Bu fuarda da AB'de geçen fuardan bugüne kadar tescil alan ürünlerimizin kurumlarını ödüllendireceğiz. Her gün sabah 10.00'dan akşam 20.30'a kadar fuarımız açık kalacak. Şu anda 70 civarında ilimiz var. 500 civarında katılımcımız var. Bunların 100 tanesi oda borsalardan oluşuyor. 100 civarında kooperatifimiz var. 70 tanesi kadın kooperatifleri ki bunları çok önemsiyoruz. Tüm ziyaretçilerden de onların ürünleriyle ilerlemelerini, satın almalarını, onlara cesaret ve güç vermelerini diliyoruz. 200'e yakın firmamız var. Yine 100 civarında da kurum, kuruluş, birlik, belediye, valilik, kaymakamlık gibi kurumlarımız var. Yine 10 bin metrekarede rengarenk bir Türkiye sizi bekliyor. YÖREX'e gelen herkesi, çocuklarını, gençlerimizi getirmesini istiyorum. Çünkü onlarla bu zenginliği tanıştıramazsak bunların üretimini tetikleyemeyiz. Dolayısıyla annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX'e gelmelerini bekliyorum" dedi.
ŞEHRİN BÜTÜNSEL BİR AKTİVİTESİ
YÖREX'i şehrin bütünsel bir aktivitesi olarak gösteren ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Önemli olan şehrimize böyle güzel bir etkinliğin kazandırılması, fuarın kazandırılması. Söz edildiği gibi yerli üretimin, Türkiye'nin yerli üretiminin birleşmesi. Tabii bir fırsat Antalya için. Biz de kendi yöresel ürünlerimizi ve kendi ürettiklerimizi sergileme alanı buluyoruz. Ama en önemlisi belki ülkeyi bütünleştirici, güneyden kuzeye, doğudan batıya bütün yörelerimizin, bazıları gizli kalmış kültürlerimizin burada hayat bulması ve sergilenmesi. Bundan sonraki yol haritasında yurt dışından gelen misafirleri de oraya çekmek, onlara da kültürümüzü tanıtabilme fırsatını yakalamamız gerekiyor" dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Türkiye'nin renkleri Antalya'da buluşuyor
Türkiye'nin renkleri Antalya'da buluşuyor
Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA Ticaret Borsası'nca (ATB) öncülüğünde Türkiye'nin yöresel ürünlerini buluşturan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 22-26 Nisan tarihleri arasında ANFAŞ Fuar Merkezi'nde düzenleniyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde ATB tarafından bu yıl 17'incisi Türkiye genelindeki tüm oda ve borsaların desteğiyle düzenlenecek YÖREX'in tanıtım toplantısı, ATB Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, ATB yönetimi, AGC Başkanı İdris Taş ve basın mensuplarının katılımıyla yapıldı.
'SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR?'
2008 yılında Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizde TOBB'un 'Kriz varsa çare de var' kampanyasını hatırlatan ATB Başkanı Ali Çandır, “O dönem ekibimizle birlikte, 'Raflarımızı yabancılar istila etti. Bize ait olanları tüketmek yerine yabancıların ürettiklerini tüketiyoruz. Bu tüketim böyle olunca üretimden vazgeçtik. Kırsalda insanlar boşaldı. Kadınlar işsiz, gençler işsiz. Kırsalda ekonomik hayat durgunluğa doğru gidiyor' diye kampanyaya biz de 14 bin yıllık Anadolu'nun birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünlerini tekrar hayata geçirmek için çok sevdiğim ve herkes tarafından çok sevilen ve merak uyandıran soruyu sorarak yola çıkmıştık. 'Sizin oraların nesi meşhur' diye. O soruyla, o merakla birlikte Türkiye'nin bu yöresel ürün zenginliğini hep birlikte keşfettik. Binlerce yıldan süzülüp gelen, onlarca medeniyetin damıtıldığı el emeği, göz nuru ürünlerin aslında müthiş bir sermaye ve zenginlik olduğunu bir kez daha keşfettik ve o gün harekete geçtik" dedi.
COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYISI 1832'YE ÇIKTI
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 367 oda ve borsanın destekleriyle kıyıda köşede kalmış ürünleri Antalya'da vitrine çıkardıklarını belirten Çandır, “Dünyadaki gelişmeleri izlediğimizde coğrafi işaretleme sistemini, aslında var olanı biz tekrar keşfettik. O gün 109 tane coğrafi işaretli olan ürün sayımızı 1832'ye taşıdık. Yine dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği'nde tescillerimize de başladık. Şu anda 46 ürünümüz AB'de tescillendi. 40 ürünümüz bekliyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen, Türk kahvesi de TOBB tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi. Çok yol katettik diye düşünebiliriz ama bizim hayallerimizin çok gerisindeyiz şu anda. Çünkü coğrafi işaretler sistemiyle ilgili yönetişim sisteminin denetlemesinin ve taklidin önüne geçmek için almamız gereken çok yol var" diye konuştu.
KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ ÜRÜNLER
Coğrafi işaretli yöresel ürünlerin hakkını, hukukunu koruyacak ve geliştirecek işleri ortaya çıkarmak için yoğun çalıştıklarını anlatan Çandır, “Bir anlamda bu çaba bir ustanın ölmesiyle kaybolan bir ürünü ya da bir neslin yok olmasıyla kaybolan geleneği ortaya çıkarma çabasıdır. Anadolu onlarca medeniyetten gelen birikimiyle müthiş bir zenginliği bize sunuyor. Biz bu fuarla kıyıda, köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş birçok ürünün tekrar ekonomiye kazandırıldığını görüyoruz. Birçok kadın kooperatifimiz, birçok işletmemiz bu ürünleri tekrar üretmeye başladı. Bu farkındalık gerek üretici kesiminde gerek tüketici kesiminde önemli ölçüde yol aldı. Yöresel bir ürünün ya organik, ya organiğe yakın geleneksel yöntemlerle üretildiğini bildiğimiz için daha da güvenle tüketiyoruz. Antalya bu konuda merkez oldu" dedi.
ANTALYA'NIN 182 ÜRÜNÜ SIRADA BEKLİYOR
Antalya'da 2010 yılında Finike portakalı ve Döşemealtı halısı olarak iki tane coğrafi işaretli ürün olduğunu söyleyen Çandır, “Şu anda 20 ürünümüz coğrafi işaretli. Yine sayın valimizin yoğun çabasıyla bütün kurumların harekete geçmesiyle 182 ürünümüzün başvurusu yapıldı. Onlar da tescillenmek için sıra bekliyor. Ama coğrafi işaretler meselesinin merkezi Antalya oldu diyebiliriz. Bu konuda çok yoğun çalışmalarımız var" diye konuştu.
ANADOLU'NUN KOKUSU
Antalya'nın bir başka özelliğinin de hem dünyadan hem Türkiye'den çok değişik illerden gelen insanlar olduğunu anlatan Çandır, “YÖREX'i gezerken hep hissettiğimiz, Anadolu kokusunun yanında insanların merakıydı. Birçok insan şu ya da bu sebepten, isteyerek ya da istemeden göç etmiş buraya. Çocukları olmuş, çocukları memleketi görmemiş. YÖREX'te gezerken memleketini anlatıyorlar. Diyor ki 'Benim dedem bunu yapardı, benim ninem bunu yapardı, bu çorbayı benim annem yapardı' diye. Bir anlamda da memleket hasretini gideren bir havası var" dedi.
13 FUAR, 2,5 MİLYON ZİYARETÇİ
'Sizin oraların nesi meşhur' diye sorulmaya başladığından beri 13 fuar yaptıklarını belirten Çandır, “13 fuarımıza 5 bin değişik katılımcı katıldı. 2,5 milyonun üzerinde insan fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin KKTC ile beraber ürünlerini bu platformlarda insanlarımızla tanıştırdık. 2009'da 109 olan coğrafi işaretli ürün sayımız bugün 1832'ye ulaştı. Avrupa Birliği'nde tescillerimizi aldık. Kısaca aslında söylemem gerekirse bu uzun gibi görünen kısa çalışma periyodunda birtakım gerçekleşmeleri yaşadık. Dünyadaki 200 milyar dolarlık pastadan payımızı almak için daha çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz" diye konuştu.
AÇILIŞ 22 NİSAN'DA, 'ÇOCUKLARINIZI GETİRİN'
Bu yılki fuarın 22 Nisan'da TOBB Başkanı Rifat Hisarcıkloğlu'nun katılımıyla açılacağını ve Anadolu Ateşi gösterisi olacağını belirten Çandır, “Bu fuarda da AB'de geçen fuardan bugüne kadar tescil alan ürünlerimizin kurumlarını ödüllendireceğiz. Her gün sabah 10.00'dan akşam 20.30'a kadar fuarımız açık kalacak. Şu anda 70 civarında ilimiz var. 500 civarında katılımcımız var. Bunların 100 tanesi oda borsalardan oluşuyor. 100 civarında kooperatifimiz var. 70 tanesi kadın kooperatifleri ki bunları çok önemsiyoruz. Tüm ziyaretçilerden de onların ürünleriyle ilerlemelerini, satın almalarını, onlara cesaret ve güç vermelerini diliyoruz. 200'e yakın firmamız var. Yine 100 civarında da kurum, kuruluş, birlik, belediye, valilik, kaymakamlık gibi kurumlarımız var. Yine 10 bin metrekarede rengarenk bir Türkiye sizi bekliyor. YÖREX'e gelen herkesi, çocuklarını, gençlerimizi getirmesini istiyorum. Çünkü onlarla bu zenginliği tanıştıramazsak bunların üretimini tetikleyemeyiz. Dolayısıyla annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX'e gelmelerini bekliyorum" dedi.
ŞEHRİN BÜTÜNSEL BİR AKTİVİTESİ
YÖREX'i şehrin bütünsel bir aktivitesi olarak gösteren ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Önemli olan şehrimize böyle güzel bir etkinliğin kazandırılması, fuarın kazandırılması. Söz edildiği gibi yerli üretimin, Türkiye'nin yerli üretiminin birleşmesi. Tabii bir fırsat Antalya için. Biz de kendi yöresel ürünlerimizi ve kendi ürettiklerimizi sergileme alanı buluyoruz. Ama en önemlisi belki ülkeyi bütünleştirici, güneyden kuzeye, doğudan batıya bütün yörelerimizin, bazıları gizli kalmış kültürlerimizin burada hayat bulması ve sergilenmesi. Bundan sonraki yol haritasında yurt dışından gelen misafirleri de oraya çekmek, onlara da kültürümüzü tanıtabilme fırsatını yakalamamız gerekiyor" dedi.
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler